Pazartesi, Haziran 29, 2009

bütün sokaklarım..

seninle yaşamak hiç kolay değil
yaşayamamak gibi
sana dokundukça duyduklarım
tutkularım ve suçlarım

bırak gün doğsun ve gün batsın
korkanlar hiç gelmesin
sevginin kabuğunu bilmeyenler
lütfen biraz sussunlar

bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım...

bana hep kendin gibi göründün
hiç oynamadık sanki
zamanı delmiş, kişilere soyunmuşuz
bu bir dans değil mi?

bırak gün doğsun ve gün batsın
korkanlar hiç gelmesin
sevginin kabuğunu duymayanlar
lütfen biraz dinlesinler!

bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım...

kafam eşyasız boş oda gibi
duvarlardan sesim dökülür
pencerelerimi daha henüz açtım
dışarıdan kimin sesi gelir

bırak gün doğsun ve gün batsın
korkanlar hiç gelmesin
sevginin kabuğunu duymayanlar
lütfen biraz dinlesinler

bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım...

bülent ortaçgil

Çarşamba, Haziran 03, 2009

haziranda ölmek zor.. 3 haziran 1963 anısına..

gece leylak ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüregim
uy anam anam, haziranda ölmek zor
calışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
yorulmuşum, acıkmışım, uykusamışım
anama sövmüs patron
sıkmışım dişlerimi
islıkla söylemişim umutlarımı
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
cıkmışım bir dalgadan, vurmuşum sokaklara
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla dallarda
insan iskeletleri

gece leylak ve tomurcuk kokuyor
'uyarına gelirse tepemde bir de çınar' demiştin yıllar önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki manda gözü
demek ki
sile bezi
bir de memedin yüzü
bir de saman sarısı
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran 63u
bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne
bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
okşar yanan alnını nazim ustanın
bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne
bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta

gece leylak ve tomurcuk kokuyor

geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
suramda bir kuş ötüyor.
haziranda ölmek zor....



hasan hüseyin korkmazgil şiirinden grup yorum düzenlemesi

Salı, Mayıs 05, 2009

papatya...

Boynu bükük bir papatya
Olduğuma bakıp da
Senden vazgeçtim sanıp
Sakın aldanma

Yedi kat yerin altından örgütlenip
Takılıverdim saçının arasına.

nadir göktürk

karasevda...

Ak bir yaban güvercini gibiydin aşk
Vişnelere bulaştın kirlendi beyazın
Takılamayan telli duvak verilemeyen mendil
Düşlerde kaldı

Ah yüzüne kapanmış bütün kapılar senin
Itır ve yasemin kokulu günah
Çıkılamayan yıldız gidilemeyen iklim
Kimbilir hangi limanda hangi gemiye yüklenmiş

Al üstüne mor giymiş
Kör kuyularda
Sevdadan delirmiş.

behçet aysan

temmuz...

İki kulağından birini çalsam duymaz
İki yakasından tutsam çeksem ne
Yorganı oyalı bir küçük mendil, bilmez
Aşkı getirsem üstüne sersem ne
Yak bahçemi, ateşe at beni
Baharı bekliyor içimdeki deli
Aşktı geçti içimizden gördün mü
Karanfiller açmış yakasında
Bu nasıl dünya kaybedene sordun mu
Korku yazmaz aşkın kitabında
Yak bahçemi, ateşe at beni
Baharı bekliyor içimdeki deli
Kime dönsün bu yaralı turna
Hangi zaman, hangi yurda
Mansur’un canı uykuda, güle dönsün
Bir gün bir ışık düşer geceye
Bir papağan kanat açar
Canların canı uykuda, güle dönsün

Bir düş gördüm, hayra yoran kul yok mu
Aklımı koydum, kaybettim oyunda
Can pazarında kırk gül sattım, çok mu
Birini gördüm yarin yakasında.

hüsnü arıkan

senden önce...

Ah gülüm, ben senden önce de sevdim
Bu masal denizine senden önce de girdim
Bilirim mektup koşarak açılır
Geceler boyu okunur, okunur satır satır
Bilirim çoğalır isminin şarkısı
Başımı döndürür teninin kokusu

O zaman güneş ne güzel doğar
Ne güzel yağmurlar üstümüze yağar
Bütün insanlar güzel, bütün çocuklar uslu
Bütün polisler güleç, bütün bakkallar namuslu

Ah gülüm, ben senden önce de sevdim
Bu masal denizine senden önce de girdim

nadir göktürk

aşklar eskir..

sevdim seni gizlisi saklısı yok
sevdim seni başkası yok
bir savaştır sürüp gider aramızda
haklısı yok

ne bu aşk bir kedi ne de sen bir kuşsun
ne hayat bir hamal ne de sen yokuşsun
ne yalnızlık peçete ne de aşk leke
dökülmüş üstüne hadi sil

hadi sil sararıp solan aşkımızı
güller ve hayaller, isimler ve resimler
silinir aşklar da bir gün eskir

ister sev ister sevil
hiçbirşey olması gerektiği gibi değil

nadir göktürk

Perşembe, Nisan 23, 2009

sonrası kalır...

"...
soruyordun
ilkyaz iste
uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
tenhalık böyle

dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
beklesem hemen gelecek olduğun
tam öyle olduğun
oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
kırık dökük de olsa yanımda
mesela cok sevdiğin bir deniz bile yanımda
o deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun...

yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
ikimizdik, iki kişi değildik
bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
sanki bir bakıma ayrılık böyle...

karşılıklı otursak da ne zaman
masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
ayak bileklerimizden gerisin geriye
bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
gereksiz ama yalnızlık boyle...
..."

edip cansever

Çarşamba, Ocak 28, 2009

yerçekimli karanfil..

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

edip cansever

Pazartesi, Aralık 29, 2008

...

evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
ve zehir-zıkkım cigaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık...

ahmed arif

Pazartesi, Aralık 22, 2008

...

"İnsanları zıvanadan çıkarmanın ve kafalarına kötü düşünceler sokmanın güvenli bir yöntemi, onları uzun süre bekletmektir."

Nietzsche