Cumartesi, Mayıs 08, 2010

delik deşik..

kirpi gibisin çocuk
her tarafın diken
kim elini uzatsa
delik deşik
üstelik sen de kan içindesin

attila ilhan

Cuma, Nisan 23, 2010

soluk soluğa

uzun, karanlık bir çığlığın da ardına düşebilir insan,
titrek, eğri büğrü bir yazının çağrısına da uyar.
bırakıp her şeyi döner -
aşk bir buluşmadır çünkü,
her zaman gecikmiş bir buluşma.

bitmeyen bir kavuşmadır da aşk -
araya her zaman bir şeyler girer:
bazen kendi sevincinin kanat gölgesi,
bazen nabzın hızı, yüreğin titreyişi,
tüylerin telaşıyla besleniyor gibidir -
araya her zaman bir şeyler girer:
çalışma saatleri, karşılıksız sorular.
nereden bilebilir insan
bunların hepsinin de aşk olabileceğini?

çoğu kez aldatıcıdır da,
bakarsın, herkes onun askeri, onun şehidi.
oysa aşk hiçbir zaman bir yarış değildir ki.
bu yüzden yanılır hep
sayın muhbir vatandaş, köftehor okur, arsız yetkili.
sararmış bir fotoğraf olarak da çıkabilir karşına,
borulu bir fonoğraf kılığıyla da.
bakarsın, ona da dadanmış
gündelik hayatın sosyolojisi.

yeniden duyulur bazen o uzun ve karanlık çığlık.
çağıran o titrek yazı yeniden belirir -
çünkü aşk en eski köprüsüdür balkanların, en eski.

cevat çapan

Pazar, Şubat 28, 2010

elimden gelen bu..

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
Çoğalmak neyse ne azalmak zor
Birisi seni her an bırakıp gittiğim
Öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
Ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
Gözlerine kirli bir bulut getirdim
Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
Birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
Bir yerin üşüse onun sıcaklığı
Öbürü en içten çağrını işitmiyor
Alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
Bakışları kıyısız deniz uzaklığı

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
İkisi birden çıkmaya uğraşıyor
Bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
Birisi yeni baştan serüvene başlamış
Öbürü silahında son mermiyi sıkıyor
Çoğalmak neyse ne azalmak zor

Attila İlhan

bekle..

Geleceğim bekle dedi
Ben beklemedim o da gelmedi
Ölüm gibi birşeydi
Ama kimse ölmedi

Attila İlhan

aydınlık neyin oluyor senin ..

aydınlık neyin oluyor senin
gökyüzü akraban filan mı
beni bulur bulmaz gözlerin
şimşek çakıyorum yalan mı
yüzünde yalazını gezdirdiğin
saçlarından tutuşmuş orman mı
akla ziyan bir şey elektriğin

ayışığı mavisi dudaklarından mı
o ışık zenginliği mi giyindiğin
uzay tozları mı yıldızlardan mı
elime dokunduğu an elin
güneşler açıyorum sahi ondan mı
aydınlık neyin oluyor senin

Attila İlhan

Pazar, Ocak 31, 2010

tam ortasındayım..

tam ortasındayım yağmurun
karın soğuğun ortasındayım
nasıl da paylaşıyor insan isterse
nasıl da birmiş meğer hasretler
nasıl da mecburmuşuz sabretmeye
sevmeye, öğrenmeye
tam ortasındayım yolun
koşunun ortasındayım
tam varıyorum ki hedefe
bir yenisi başlıyor
bu oyun hep aynı, değişmiyor
hâlâ devam hâlâ figân
hem de bile bile
nasıl da paylaşıyor insan isterse
nasıl da birmiş meğer hasretler
nasıl da mecburmuşuz sabretmeye
sevmeye, öğrenmeye...

mazhar alanson

Pazar, Ocak 17, 2010

sevmiyorum seni..

şimdi benim buzdan bir döşekte
üç büklüm olmuş zavallı sevdam,
üşüyorsa ölesiye yalnızlıktan;
bil ki senin hep böyle güvensiz,
yaşamdan korkar oluşundan.

işte bunun için sevmiyorum seni.

şimdi benim bir han avlusunda
hiç bitmeyecek umutsuz kavgam,
soluyorsa başı önde yorgunluktan;
bil ki senin hep böyle umarsız,
yarını göze alamayışından.

işte bunun için sevmiycem seni.

metin altıok

ormanların gümbürtüsünden..

bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden,
Bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden.

Bir yüzük yaptım belli belirsiz,
Eski bir gramafon sesinden.

Bir yüzük serçe parmağın için,
Bulutsuz bir gecede kayan yıldız izinden.

Bir yüzük yaptım terli bir yüzük,
Avucumdan geçen ince hayat çizgisinden.

Yanmasını bilen bakır bir yüzük,
Evime akım taşıyan elektrik telinden.

Bir yüzük yaptım, bir yüzük ki;
Yıllardır dinmeyen ormanların gümbürtüsünden

metin altıok

Cumartesi, Ocak 02, 2010

denizin delisi..

Unutmak mı, delisin,
Gitmesem de bekler orada deniz.
Gelirsem bilmelisin
Benim beklememdir burada deniz.
Gitmek gibi geleceğim
Denizin delisine.
Delinin denizi gibi,
O ne kadar giderse.

özdemir asaf

Perşembe, Ekim 15, 2009

içinden doğru sevdim seni..

İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Kar bırakılmış karanlığından.
Yerleştir bu sevdayı her yerine
Yüzünde ter olan su damlacıklarının
Kaynağına yerleştir
Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına

***

Senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne
Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun
Kar taneleri gibi uçuşan
Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
Yerleştir bu sevdayı her yerine.
Ekledim ben tattığım her şeyi denizlere
Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden
Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen
Sevdayı
Ve köpüklendir
Ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın
Ama dur, her deniz yaşlıdır zaten
Öğrenmez ama öğretir mutluluğu
Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi
Biraz da herkes içindir.
Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli
Var eden kendini birincisinden
Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren.
Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen
Tanımadığın bir ülke gibi
İçinde yaşamadığın bir zaman gibi
Tam kendisi gibi mutluluğun
Beni bekliyorsun
Ve onu bekliyorsun beni beklerken.

edip cansever

Cumartesi, Ekim 10, 2009

zeynep beni bekle

zeynep beni bekle / gece agaçlarina
yagmur çiseliyorum / cam tozu su beyazi
yalnizligini mutlaka degiştirecegim
bir yaprak halinde süzülüp saçlarina
eski teşrin'lerden / kederli kirmizi
zeynep beni bekle mutlaka dönecegim
söyle kim önleyebilir buluşmamizi

geceleyin işiklari söndürdügün zaman
benim şiir kitaplarindan sizan aydinlik
elinde uyuyakaldigin heyecanli roman
pancurlarin çarpildigi lodos geceleri
rüzgârin degil benim / pencerendeki islik
her akşam koridordaki ayak sesleri
yanliş çaldigini zannettigin telefon
zeynep beni bekle mutlaka gelecegim
hem bu ne ilk ayriligimiz ne de son

pikapta eminaga acemaşirân saz semaisi
sokakta çocuklar saklambaç hirsiz polis
hayat akip gidiyor olsam da olmasam da
saati durmamali ufak sorumluluklarin
resmi birakmadin ya / son çektigin hangisi
bak mektuplar birikmiş yine masamda
fakülteler açilacak bak bugün yarin
zeynep beni bekle mutlaka gelecegim
başladigimiz filmi birlikte bitirecegiz

kim ne derse desin içimde delice bir his

Attila İlhan

Cuma, Eylül 11, 2009

hala koynumda resmin..

Sımsıcak konuşurdun konuşunca
ırmak gibi, rüzgâr gibi konuşurdun
yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
çiğdemler güller mor menevşeler açardı
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Halâ koynumda resmin

Dağları anlatırdın ve dostluğu
bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
Sesini duymasam çölleşirdi dünya
dağlar yarılır ırmaklar kururdu
bulutlar çökerdi yüreğime
Halâ koynumda resmin

Gün akşam olur elinde kitaplar
ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
bir kez bile unutmadın 'merhaba' demeyi
ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin
bir dostun vurulduğu gün
Halâ koynumda resmin

Kaç mevsim kırlara çıkıp
çiçekler topladık mezarlar için
Belki ürküttük tarla kuşlarını
belki kurdu kuşu ürküttük
ama aşkı ürkütmedik hiç
Halâ koynumda resmin

Ve halâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin.

ahmet telli

Pazar, Ağustos 23, 2009

Cuma, Ağustos 21, 2009

düşüş..

...

dikkat etmişsinizdir, dinlerinin temeli her türlü kötülüğü affetmek olan ve gerçekten de affeden ama asla unutmayan kimseler vardır. bana yapılan haksızlıkları bağışlayacak kadar iyi huylu değildim ama sonunda hep unuturdum onları.
benim kendisinden nefret ettiğimi sanan bir kimse, güler yüzle selam verdiğimi görünce şaşırıp kalırdı. duruma göre, ya gönlümün yüceliğine hayran olur ya da haysiyetsizliğimden tiksinti duyardı.
ama, yaptığımın çok daha basit bir nedene dayandığını hiç düşünemezdi; adına varıncaya dek unutmuştum ben onu.
...

albert camus

Çarşamba, Ağustos 12, 2009

Seninle Olmanın En Güzel Yanı

"Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

Nereden bileceksin?

Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…

can yücel

Pazartesi, Temmuz 27, 2009

gülüşün eklenir kimliğime..

Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de

Aykırı anlamlar arayıp durma
güz biter sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur cellat olur her gece

Her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece

Sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim, sokağı devriyeler basar
bir de gülüşün eklenir kimliğime

Ahmet Telli

farketmeden..

susamış suların akışı gibi
çaresiz gözlerin bakışı gibi
kapının ansızın çalışı gibi
akrebin ateşte yanışı gibi
vazgeçip uzaktan senin yanında
kendime cevapsız soru sormuşum
kaybolup giderken fırtınalarda
gönlümce bir ıssız ada bulmuşum
farketmeden senin olmuşum
güneşin gölgede kalışı gibi
uykunun düşlere dalışı gibi
kalbimin nabzımda atışı gibi
bir yolun bir yere varışı gibi
vazgeçip uzaktan senin yanında
kendime cevapsız soru sormuşum
kaybolup giderken fırtınalarda
gönlümce bir ıssız ada bulmuşum
farketmeden senin olmuşum.

fikret kızılok

kalbim..

kalbim, neden hep olmazlarda
neden hep cikmaz sokaklarda
kalbim..kalbim..kalbim..
dayanmak artik kolay degil
birakacak gibisin yari yolda kalbim
sevdin olmadi
bir dunya istedin karde$ce, olamadi
dayanmak artik kolay degil
birakacak gibisin yariyolda kalbim...

fikret kızılok

tek başına..

bir sevda çekerdi kalbim sessiz tek başına
varamaz dokunamazdı elim umutsuz yarasına
biliyorum kavuşmak imkansız anlıyorum yaşamalıyım sensiz
tek başına tek başına..

her gece hayalimde düşümde her kadehin bitişinde
bir buruk bir gariptir içim aklımdan her geçişinde
biliyorum kavuşmak imkansız anlıyorum yaşamalıyım sensiz
tek başına tek başına..

fikret kızılok

Pazartesi, Haziran 29, 2009

bütün sokaklarım..

seninle yaşamak hiç kolay değil
yaşayamamak gibi
sana dokundukça duyduklarım
tutkularım ve suçlarım

bırak gün doğsun ve gün batsın
korkanlar hiç gelmesin
sevginin kabuğunu bilmeyenler
lütfen biraz sussunlar

bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım...

bana hep kendin gibi göründün
hiç oynamadık sanki
zamanı delmiş, kişilere soyunmuşuz
bu bir dans değil mi?

bırak gün doğsun ve gün batsın
korkanlar hiç gelmesin
sevginin kabuğunu duymayanlar
lütfen biraz dinlesinler!

bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım...

kafam eşyasız boş oda gibi
duvarlardan sesim dökülür
pencerelerimi daha henüz açtım
dışarıdan kimin sesi gelir

bırak gün doğsun ve gün batsın
korkanlar hiç gelmesin
sevginin kabuğunu duymayanlar
lütfen biraz dinlesinler

bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım sana doğru
bütün sokaklarım...

bülent ortaçgil