Perşembe, Şubat 15, 2007

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ..

erkek kadına dedi ki:
- seni seviyorum
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
erkek kadına dedi ki:
- seni seviyorum
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
kadın erkeğe dedi ki:
-baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
ve ben artık biliyorum:
toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil değil!

sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak..
sen
yürümelisin,
beni bırakarak...

kadın sustu.
sarıldılar
bir kitap düştü yere...
kapandı bir pencere...
ayrıldılar...

nazım hikmet ran

3 yorum:

mine dedi ki...

en sevdiğim Nazım Hikmet Şiiri...
Benimde blogumda vardır, bu valize benimde eşyalarım karışmış olmasın :P

avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya.....

zeynepaltuntaş dedi ki...

karışmış olabilir, aceleyle topladım :)

dikkat ettiysen adam sevgisini ne kadar abartılı anlatıyor ve sonunda ayrılabiliyor..
shakespeare bir oyununda bir karakterine şunu dedirtir;
siz erkekler sözlerinizde cömert, sevginizde cimrisiniz..

aynen öleee..

mine dedi ki...

Erkekler böyle işte
bu kadar çoşkulu sevebilirken de dönüp gidebiliyor işte...

Türkan Şoray'da erkekler gözleriyle, kadınlar kulaklarıyla aşık olur der... :)